Slider Altına

IoT ve Endüstri 4.0 Hakkında İklimlendirme Sektöründeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri 2. Bölüm

31 Ekim 2019 Dergi: Eylül-Ekim 2019

IoT Uygulamalarının İklimlendirme Sektörüne Uyarlaması
Bir önceki bölümüzde, sizlere “nesnelerin interneti” (IoT) ile ilgili kavramları ve tanımlarını, Endüstri 4.0 yaklaşımı ile birlikte aktarmıştık. Bu bölümde ise IoT kavramının dijitalleşen dünyada, iklimlendirme sektörüne nasıl uyarlanabileceğini ve nereye kadar gidebileceğimizi anlatmaya çalışacağız.
Günümüzde, dijital devrimin etkilerini hayatın her aşamasında yaşıyor ve tecrübe ediyoruz. Akıllı aygıtlar, artık hayatımızı her yerinde bizimle, bize yardımcı oluyor ve hatta yön veriyor. Artık işlerimizin büyük bölümünü bu platformda gerçekleştiriyoruz. Herhangi bir ihtiyacımız olduğunda, akıllı cihazları kullanarak, araştırma yapıyor, sipariş veriyor, karşılaştırma yapıyor, yorumları takip ediyor, bunlara göre, kendi imkânlarımız dahilindeki en iyi alternatifi belirlemeye çalışıyoruz. Kısacası akıllı aygıtlar artık her yerde. Bu aşamada, iklimlendirme sektörü de IoT uyarlamalarına hızlı ve yaygın bir şekilde adapte olmaya çalışmakta, bu etkin sistemi tüm süreçlerini dahil etme çabasında. Burada, iklimlendirme sektöründe odaklanmak istediğimiz ilk birim, iklimlendirme sektöründeki satış sonrası birimleridir.
IoT uygulamaları ile amaç, birimlerin verimlilik değerlendirmelerinde, yapılan işin kalitesi, etkinliği ve maliyeti ile sistem/ürün başına garanti maliyetleri ile birlikte ömür boyu kazanç maliyet değerlendirmesi bileşen bazına kadar indirgenebilmesi hedeflenmektedir. Bu aşamada, iklimlendirme sektöründe artan bir şekilde kullanılan IoT uyarlamalarının, ilk olarak satış sonrası birimlerin ne şekilde uygulandığına değineceğiz.

Satış sonrası birimlerinde IoT kullanımı:
Satış sonrası birimleri için önemli kriterler:
a.    Müşteri tarihçesi
1.    Tek bir müşteriden gelen talepler,
2.    Yapılan işlemler
    Randevu,
    Randevu tarihine uyumluluk,
    Sonuçlanma şekli
    Bu işlemlerin süreçleri
3.    Sorun tespiti
    Sorun tepti süreçlerinin değerlendirilmesi
    Sorun tespitinin etkinliği
    Garanti durumu değerlendirmesi ve tüm süreç için maliyet analizi
    Parça değişimi yapılmış ise: Parça tedarik süreci, maliyeti ve garanti durumunun değerlendirilmesi
4.    Sorun tekrarının değerlendirilmesi
b.    Satış sonrası operatörünün yetkinliği
1.    İlgili teknik eğitimlerin alınmış olması,
    Eğitim katılım belgelendirilmesi
    Uygulama yetkinliği,
    Derecelendirme
2.    Teşhis ve müdahale etkinliği
    Teşhis değerlendirmesi
•    Bu süreçteki kritik kontrol noktalarındaki alınan ölçümler
o    Gerekli ölçüm cihazı mevcut mu?
o    Bu cihazın bakımları yapılmış mı?
o    Bakımını yapılmış ölçüm cihazının geçerli bir kalibrasyon sertifikası var mı?
o    Operatör, bu cihazı kullanmayı biliyor mu? (ilgili kullanım eğitimlerine daim kayıt kontrolü)
o    Alınan ölçümler sisteme girildi mi? 
o    Ölçümler, ilgili kritik kontrol noktasındaki kabul kriterleri aralığında mı?
    Ölçümler, yukarıdaki şartlara göre kritik kontrol noktası kabul kriterleri aralığının dışında ise, müdahale adımlarına geçilir. Bu aşamada şu adımlara dikkat edilir: 
•    Operatörün ilgili teşhis hususunda müdahale eylemlerinin yerine getirip getirmediğinin sorgulanması
•    Kritik durumlarda, operatörün konuyla ilgili kaynaklara hızlı ve etkin bir şekilde erişim imkanı
    Müdahale sonrası, kritik kontrol noktalarından alınan ölçümler ile sistemin, kabul kriterleri aralığında çalıştığının belgelenmesi
    Tüm teşhis ve müdahale adımlarındaki süreçlerin değerlendirilmesi
c.    Yedek parça lojistiği,
1.    Model başına yedek parça döngüsü ve planlaması,
2.    Model ve zaman dilimi açısından yedek parça döngüsü ve planlaması,
3.    Yedek parça ve lojistik maliyetleri analizi.

Bu iş akış planında, merkezde sahada operatör yer almaktadır.
Sahada, eğitildiği ve yetkilendirildiği, sırasıyla işverenine, üretici veya ithalatçı ana firmaya sorumluğu üst düzeyde olan, markanın yüzü konumundaki operatörün, verdiği hizmet süreçlerinin şeffaflığı, oluşabilecek herhangi bir itilafta hayati önem taşımaktadır. Zira, operatör, sorun yaşayan son kullanıcıyla empati kurabilmeli, teknik olarak doğru teşhisi ve müdahaleyi, mümkün olan en kısa sürede, açıklanabilir ve sorgulanabilir bir şekilde vermekle sorumludur. Bu sorumluluklardan herhangi birindeki aksama, eksiklik ciddi, maddi, manevi ve ana firma imajının olumsuz etkileri gibi pek çok sıkıntılara sebep olacaktır. Bu yüzden, üretici veya ithalatçı ana firmalar, yekli verecekleri servis organizasyonundaki operatörlere eğitimler vermektedirler. Ancak bu eğitimlerin etkinliği, uygulanabilirliği, ne kadar benimsendiği, zaman içinde tecrübe ile değerlendirilmekte, yeterli tecrübeye sahip olmayanların, daha az hizmet vermesinin, tecrübe edininceye kadar geçen süreçteki hataların maliyetleri çok etkin bir şekilde hesaplanamaya bilmekle birlikte, kayıpların yüksek olabileceği aşikardır. Ayrıca, tüm bu eğitim süreçlerindeki diğer bir husus da, eğitimi alan operatörün firmadaki hizmet süresidir. Kısa bir süre çalışıp, bilgileri alıp, bu konuda zaman ve emek harcayıp, sonrasında farklı sebeplerle işten ayrılma oranı, bu çalışan grubu için oldukça yüksektir. Bu da, otomatik olarak, süreci başa sarmakta ve yeni maliyetler, gider kalemi olarak bütçeye işlenmektedir.
IoT uygulamaları, bu bağlamda, hem eğitim, hem eğitimin, zaman, sorun giderme verimi, aynı müşteride tekrar eden sorunun azaltılması, buna bağlı giderlerin optimize edilmesi amacı ile önemli bir araç olarak değerlendirilebilir. Bunun yaratabileceği tasarruf ve verimlilik geliri de üretici veya ithalatçı ana firmalardan başlayarak, sektörde aşağı yönlü gelişimleri tetikleyebilecektir. Buna ek olarak, üretici veya ithalatçı ana firmaların satış sonrası uygulamalarındaki bir başka verimlilik ölçütü de garanti giderleridir. Bu giderler, özellikle sorun bildirim sonrasında yapılan teşhis ve müdahale süreçlerinde yapılan ölçümlerdir. Bu ölçümler için kullanılan ekipmanın hazır, ihtiyaçlara uygun ve doğru çalışıyor olması son derece önemlidir. Ancak tek başına bunlar yeterli değildir. Ölçüm cihazının yeterliliği kadar o ölçüm cihazını kullanacak kişinin, cihaz kullanma becerisine sahip olmasının belgelenmesi de çok önemlidir. Bunlar hakkı ile yerine getirilmediğinde, alınacak sonuçlarına göre, garanti şartlarının değerlendirileceği ölçümün güvenilirliği ciddi bir soru işareti olarak karşımıza çıkacaktır. Bu süreçleri, IoT teknolojileri ile şeffaflaştırıp, sorgulanabilir hale getirmek son derece olasıdır. 
Ne var ki hali hazırda kullanılmakta olan veya kullanılmaya başlanacak olan satış sonrası uygulamalarında, ne yazık ki, bu konuda bir sorgulama döngüsü mevcut değildir. Buna karşılık, günümüzde ölçümler operatörün inisiyatifine bağlı olmaksızın IoT uygulamalarına otomatik olarak veri aktarabilmektedir. Ancak, tüm maliyetlere etki eden bu kritik aşama, henüz uygulanamamaktadır. Ayrıca, sahada alınan ölçümler var olan uygulamalara, operatörün inisiyatifi ile elle girilmekte, bu elle girilen değerlere göre, şartlar hususunda kararlar verilmektedir. Operatörün yetkinlik ve inisiyatifi ile tüm satış sonrası süreç idare edilerek, alınan kararların maliyeti üretici veya ithalatçı ana firmadan başlayarak, maliyet kalemlerine doğrudan etki etmektedir. Bunun yerine var olan IoT uygulamalarına, operatörün yaptığı işten başlayarak, aldığı temel oryantasyonu takiben, üretici veya ithalatçı firma ürün modellerine göre belirlenmiş kritik kontrol noktalarındaki ölçümlerin, ihtiyaçlara uygun cihaz ve ölçüm cihazı kullanma yetkinliğine sahip kişiler tarafından yapılmasıyla; kritik kontrol noktalarındaki limit değerlerin dışına taşılması halinde, neler yapılması gerektiği hususunda yönlendirmeler, görsel ve işitsel ara yüzlerle desteklenerek yapılabilir. Hatta bir aşama daha ileri gidilerek, üretici veya ithalatçı firmaların yetkilendirdiği servis firmalarına “yönlendirmeler” firmaların mevcut ekipman ve personelinin hazır olma duruma göre gerçekleştirilebilir.

Tüm bu aşamalar ilk başta karmaşık veya zor gibi gelebilir. Ancak sonuca etkileri, şeffaflık, kesin ve ekin maliyet analizi imkanı, doğru planlama, talebe uygun verimli yönlendirme ve tüm süreçlerin etkinliğinin doğru şekilde analiz edilmesi olarak büyük bir katma değer sağlayarak, ortaya çıkabilecek sorunların “kök sebebini” bulmada, farklı seviyelerdeki yöneticilere çok değerli veriler sağlayacaktır. Sonuç olarak, IoT teknolojileri ile iklimlendirme sektörünün satış sonrası birimleri için tüm süreçlerin etkin ve verimli bir şekilde yönetimi artık daha mümkündür. 
 



Yaklaşan Etkinlikler
Video İçerik
Söyleşi