Header Reklam
Header Reklam

X. Bakım Teknolojileri Kongresi ve Sergisi Kapılarını Açtı

21 Ekim 2022
X. Bakım Teknolojileri Kongresi ve Sergisi Kapılarını Açtı

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) tarafından düzenlenen, X. Uluslararası Katılımlı Bakım Teknolojileri Kongresi ve Sergisi (BTKS), Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen açılış töreniyle başladı.

Çok sayıda kurum ve kuruluşun desteklediği ve 20-22 Ekim tarihleri arasında Denizli’de 10. kez düzenlenecek olan alanında tek Uluslararası Katılımlı Bakım Teknolojileri Kongre ve Sergisi’nin ana teması bu yıl “Bakımda Dijitalleşme ve Dijitalleşmede Bakım” olarak belirlendi.  Çağdaş bilgi ve teknolojinin etkin şekilde tartışıldığı bir platform olma niteliğinin yanı sıra, Bakım Mühendisliği Meslek Disiplininin gelişmesi ve kurumsallaşması yönündeki çalışmalara da ivme kazandırmanın hedeflendiği kongrede 55 adet bildiri sunulacak, 15 adet seminer, 2 adet kurs ve 4 adet de panel gerçekleştirilecek. Kongrenin yanı sıra bakım teknolojileri ile ilgili bir serginin de düzenlendiği etkinlik üç gün sürecek.

Kongrenin açılış konuşmaları MMO Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener, MMO Denizli Şube Başkanı Umut Cüneyt İyiol ve Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Necip Atar tarafından yapıldı.
Kongrenin açılışında konuşma yapan MMO Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener, özetle şöyle konuştu:
“Ülkemizin makina ve üretim ara girdilerinde dışa bağımlılığın ve işletme maliyetlerinin arttığı, kongremizin ana teması olan “Bakımda Dijitalleşme ve Dijitalleşmede Bakım”ın da işaret ettiği gibi teknolojideki gelişmelerin takibinin vazgeçilmez olduğu günümüzde, makina ve tesislerin arızasız, sorunsuz, verimli, uzun ömürlü çalıştırabilmesi, doğru ve planlı bakım yaklaşımı ile olanaklıdır.

Ülkemizde bakım faaliyetlerine harcanan kaynağın Gayri Safi Yurtiçi Hâsılanın yaklaşık olarak yüzde 1’i civarında olduğu dikkate alındığında bakımın aynı zamanda başlı başına bir ekonomik faaliyet olduğu; Bakım Mühendisliği ve yönetimi konularında atılacak adımlar ve getirilerinin hiç de azımsanmayacak bir boyutta olduğu görülmektedir.

Mesleki eğitim faaliyetleri yerel ve merkezi yönetimlerce desteklenmelidir

Bilindiği üzere mühendislerin bir bölümü, tesis ve işletmelerde “bakım mühendisi” olarak çalışmaktadır. Bir işletme veya sistemin güvenirliği, bakım mühendisliği, “güvenirlik mühendisliği” gibi yeni terimlerle de tanımlanabilmektedir. “Bakım Mühendisliği” konusunda taraflarca ortak bir dil geliştirilmesi ve eğitimin sürekliliği, tartışılmaması gereken hususlardır. Bakım mühendisi ve her kademedeki bakım personelinin, teknolojik gelişmeler ışığında sürekli eğitim ve mesleki gelişimine ihtiyaç duyulmaktadır.

Bakım konusundaki çalışmaların kavramlaştırılması, etkinleştirilmesi, yaygınlaştırılması, sürekliliğinin sağlanması ve uygulanması için gerekli mesleki eğitim faaliyetlerinin yerel ve merkezi yönetimlerce desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu gereklilikten hareketle Odamız, tüm mesleki uygulama alanlarımızda ve makina mühendisliğinin temel fonksiyonlarından biri olan bakım alanında çalışacak üyelerimizin alanlarında yeterli bilgi ve deneyime sahip olması gerektiğini savunmaktadır.

Bakımlı bir tesiste iş kazaları minimum seviyede olacaktır

Bakım bilincinin işletmeler ve sanayide yerleşmesi, bakım ile diğer birçok konu arasında bağ kurmak gerektiğine inanıyoruz. Bizce bakım faktörü, yalnızca üretim açısından ele alınmamalı, bağlantılı olduğu bir sistemin verimliliği ve sürekliliğinin sağlanması için bakım yönetim sistemlerinin yürürlüğe girmesi, işçi sağlığı, iş güvenliği, enerji verimliliği, çevre vb. faktörler açısından da önemsenmelidir. Çünkü sistemlerde oluşan arızalar ve aksaklıklar nedeniyle büyük can ve mal kayıplarıyla birlikte çevre felaketleri de oluşabilmektedir. Fakat bakımlı bir tesiste iş kazaları minimum seviyede olacaktır.

İş kazaları ve iş cinayetlerinin arttığı, ölümlü iş kazalarında Avrupa’da ilk sırada bulunan ülkemizde bakım esprisinin ilgili bütün taraflar açısından önemsenmesi gerekmektedir. Bakım, işletmelerin sürekliliğinin sağlanması açısından büyük önem kazanmıştır ve bu alanda eğitilerek belgelendirilmiş Bakım Mühendisi ve personeline her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Kısaca, denetim mekanizması olmadan bakımsız bir makina veya sistemden dolayı gerçekleşen kazaların, can, mal ve iş kayıplarının önlenmesi olanaksızdır. Dolayısıyla bakımlı bir sistemi işletmek, insan, toplum, kamu çıkarını gözetmenin temel ilkelerinden biri olmalıdır.

İmalat sanayi ve makina imalat sanayinin sorunları iç içe geçti

Bakım konusunun kapsamı bütün sektörleriyle büyük, orta ve küçük sanayidir, mekanı ise işletmelerdir, tesislerdir. Bu açıdan sanayinin genel durumuna baktığımızda, gerek dünyayı saran krizin ülkemize yansımaları, gerekse sanayimiz ile Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları, daha özelde imalat sanayi ve makina imalat sanayinin sorunlarının iç içe geçtiğini görüyoruz. Sanayi genelinde öz kaynaklardan çok ithal kaynaklar girdi olarak kullanılmaktadır. Küresel güçlerin dayattığı uluslararası işbölümü ile ülkemizde fason üretim ve taşeronlaşma egemen olmuştur. Kaynak tahsisinin iç ve dış piyasalardan borçlanma yoluyla sağlandığı bir “model” ve bu yöndeki olanakların giderek sınırlandığı, büyük faiz ödemeleriyle yüz yüze olunduğu bir durum söz konusudur.

Sanayimizdeki hâkim yapının yüzde 98 ile küçük ve orta boy işletme-KOBİ niteliğinde olduğu gözetildiğinde, firmaların ayakta kalabilme mücadelesi, ekonomi ve sanayideki tahribatla birlikte güçleşmektedir. Bu noktada makro planda sorunların çözümü için kamu yatırımları esas olmalı, kamu kaynaklarının büyük veya özel olarak büyütülen sermaye güçlerine aktarım ve açık veya örtük özelleştirme mekanizması olan devasa “kamu-özel işbirliği projeleri” ile serbestleştirme-özelleştirme uygulamaları durdurulmalı, ithalat politikaları gözden geçirilmelidir.

Özelleştirmeler bakım-onarım-yenileme çalışmalarını geriletti

Serbestleştirme ve özelleştirmelerin bakım-onarım-yenileme çalışmalarını her açıdan gerilettiği özellikle gözetilmelidir. Yerli yatırımcı özendirilmeli ve korunmalı, katma değeri yüksek ileri teknoloji isteyen alanlara yapılacak yatırımlar desteklenmeli, kamunun ekonomideki yönlendiriciliği ve planlama-kalkınma yönelimi yeniden benimsenmelidir.

Sanayinin fason yapısı değiştirilmeli; yerli girdi oranını yeniden artıran, kredi mekanizmasını KOBİ’lere yönelik olarak yaygınlaştıran, istihdamı ön plana çıkaran, eksenine insanlarının mutluluk ve refahını, sosyal devlet anlayışını oturtan, öz kaynak ve birikimlerimize, bilim ve teknoloji politikalarına dayalı bir sanayileşme ve kalkınma planı uygulamaya konulmalıdır.”

Kongredeki sunumlar, görüş ve tartışmalar ışığında oluşturulacak olan sonuç bildirisi daha sonra kamuoyuna sunulacak.
    



Slider Altına