Klima Montaj ve Bakım İşlerinde Karşılaşılan İş Sağlığı ve Güvenliği Sorunları ve Sektöre Yönelik Uygulamalı Risk Değerlendirmesi * 2

19 Ara 2014

3. Klima Montaj ve Bakım İşlerindeki Bazı Riskli Durumlar ve Alınması Gereken Önlemler

Klima montaj ve bakım işleri inşaat sektörünün hızlanması ile birlikte son 15 yılda inanılmaz yükselişe geçmiş bir sektörüdür. Özellikle yaz aylarında hızlanan sektörde, çalışma alanlarının değişkenliği, sektöre yeni giren çalışanların tecrübesizliği ve teknolojik gelişmelerin takip edilmemesinden dolayı hala eski usul çalışma prensiplerin devam etmesi sektördeki tehlike boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın ana amacıda daha önceden belirttiğimiz üzere, klima montaj ve bakım işlerinde risk değerlendirmesi yapılırken dikkat edilecek noktaları belirtmek ve Ek 1’de örneği verilen risk değerlendirmesi ile sektörü bu konuda bilgilendirmektir. Bu çalışmada, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde belirtildiği üzere ‘Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik, Psikososyal, Ergonomik’ tehlike kaynaklarının her birinden birer örneklendirme yapılmış olup, 5x5 matris risk değerlendirme yöntemine göre yönetmelikte belirtilen bütün hususlar dikkate alınarak Ek 1’de tablo halinde sunulmuştur. Klima montaj ve bakım işlerindeki en büyük tehlikelerden bir tanesi Fiziksel tehlike grubuna giren yüksekte çalışmadır. Klima montaj ve bakım işleri sırasında sıklıkla karşılaştığımız bu çok tehlikeli duruma karşı çalışanların genellikle de bir koruyucu önlem almadan çalıştıklarını görmekteyiz. Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nde ise “Seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma; yüksekte çalışma olarak kabul edilir” olarak yüksekte çalışmayı tarif etmiş olup, yüksekte çalışma işlemi sırasında her türlü güvenlik önlemlerinin alınması, eğitim almış kişilerin çalışması ve işveren tarafından görevlendirilen bir kişi gözetiminden çalışmaların yürütülmesi gerektiğini bildirmektedir" [4].  Yüksekte çalışma sırasında çalışanları ciddi riske atacak hareketlerden kaçılması ve uygun kaldırma araçları ve platformlarının kullanılması gerekmektedir.
Bir diğer tehlike grubundan olan ergonomik tehlikeler ise, sektörde sıklıkla karşılaştığımız elle taşıma ve kaldırma işlemleri ve işin gerçekleştirilmesi esnasında yanlış konumlandırılan vücut duruş pozisyonları sırasında karşımıza çıkmaktadır. Örneğin 40-50 kg arasında değişen bir klima dış ünitesini dışarıdan yardım almadan taşımak, çalışanda ilerleyen süreçte ciddi kas iskelet sistemi sorunlarının çıkmasına neden olmakta ve ömür boyu konforsuz bir yaşam sürmesine neden olmaktadır. Elle Taşıma İşleri Yönetmeliğinde ‘İşyerinde yüklerin elle taşınmasına gerek duyulmayacak şekilde iş organizasyonu yapmak ve yükün uygun yöntemlerle, özellikle mekanik sistemler kullanılarak taşınmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.’ işveren sorumluluklarını ve uygun kaldırma araçlarını çalışanların hizmetine tahsis etmesini açık bir şekilde ortaya koymaktadır [5].  Aynı yönetmelik maddesinin devamında ise, elle taşımanın kaçınılmaz olduğu durumda işveren elle taşımadan kaynaklanan riskleri azalmak için, gerekli organizasyonları yapmak ve çalışanlara doğru taşıma teknikleri konusunda eğitim vermek ile de hükümlüdür ibaresi yer almaktadır. Ayrıca, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik gereğince ‘Araçsız olarak yirmi beş kilodan yukarı ağırlık taşıma, boşaltma ve yükleme işleri’ mesleki eğitime tabi tutulacak işler kısmında vermektedir [6]. 
Kimyasal tehlikeler ise, genellikle bakım işlemleri sırasında klima ünitelerinin temizliği sırasında kimyasal çözücülerin kullanılması ile karşımıza çıkmaktadır. Solvent (Kimyasal Çözücü) solunum sistemini tahriş etmekte olup aşırı dozda akut (hemen) etkisi olmakta, daha çokta kronik dönem olarak tanımlanan uzun dönemde çalışanlarda meslek hastalığına neden olmaktadır. Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik gereğince ‘Klorür asidi, sülfat asidi, nitrat asidi vb. her çeşit tahriş edici ve yakıcı asitler ile sodyum ve potasyum hidroksit, amonyak gibi her türlü alkalilerin üretimi ve bunlarla yapılan işler.’ mesleki eğitime tabi tutulacak işler kısmında vermektedir. İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’ne göre ‘Havalandırma ve Klima Tesisatları’ yılda bir kez periyodik kontrol geçmek zorundadır [7].  Bu yüzden klimaların bulunduğu ortamdaki kişileri sağlıklarını korumak için yapılan periyodik kontrol ve bakım işleri, bu bakımları yapacak çalışanlarında sağlıklarını tehlike atmaması gerekmektedir. Bu yüzden özellikle solunum yollarını ve deri yüzeylerinin uygun Kişisel Koruyucu Donanımlar ile koruma altına alması ve standartlara uygun kimyasallar ile çalışması, riskin boyutlarını düşürecektir.
Biyolojik tehlikeler ise, klima içerisindeki nemli havada çok rahatlıkla üreyebilen bakteri, küf, mantar gibi etkenlerin solunum veya temas yolu ile çalışana temas etmesi ile ortaya çıkabilir. Yaptığımız çalışmadaki risk değerlendirmesinde ise, hastane kullanılan soğutucu serpantinlerin içinden çıkan aşı ve tüpler bakım işlemi yapan çalışanlar için biyolojik tehlike unsuru olduğu tespit edilmiştir. Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği gereğince, her türlü biyolojik tehlikenin bulunduğu ortamda çalışanların işveren tarafından koruma altına alınması, uygun kişisel koruyucu donanımların temin edilmesi ve ileri boyuttaki biyolojik tehlike risklerine maruz kalındığında kazanın Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına bildirmesi gerekmektedir. [8].
Bir diğer tehlike kaynağı ise Psikososyal Tehlikedir. Diğer tehlike kaynaklarının yanında çok fazla önemsenmemek ile beraber çağın tehlike kaynaklarını içerisinde barındırmakta ve iş kazalarının görünmeyen yüzünü ortaya koymaktadır. İş stresi, uzun çalışma süreleri, mobbing (iş yerinde psikolojik taciz) gibi kavramları Psikososyal tehlikeler olarak söyleyebiliriz. Özellikle Klima sektöründe yaz aylarında talebin artması ile birlikte çalışanların 08:00 den başlayarak uzun yaz günlerinde 22:00 kadar devam eden çalışma süreleri kişiler üzerinde ciddi bir stres oluşturmakta olup, sektördeki iş kazalarının artmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz. 2709 Sayılı Kanun, 1982, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası” nın 18.maddesine göre, ‘Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır’ aynı yönetmeliğin 50.maddesine göre ise, ‘Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Dinlenmek çalışanın hakkıdır.’ ve 56.madde ise, ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ [9]. Görüldüğü üzere, anayasal koruma ile çalışma hakları net bir şekilde koruma altına alınmasına rağmen bu konu ile ilgili ciddi ihmalkarlıkların olduğu ve şimdilik denetimlerin yetersiz olduğunu da söyleyebiliriz. Çalışma planın doğru yapılması, çalışanların çalışma saatlerinin dışına çalışmasının önlenmesi, çalışan sayısının (ekiplerin) sayısının artırılması ve uygun çalışma ortamının sağlanılması için idari önemler almak şartı ile psikososyal tehlikeden kaynaklı riskler azaltılabilir.

4. Sonuç

Türkiye’de son yıllarda alınan iş sağlığı ve güvenliğine yönelik önlemler ile iş kazası sayısı, sürekli iş göremezlik ve kaybedilen iş günü sayılarında düşüşler gözlenmiştir. 2011 yılına göre 2012 yılında ölümlü iş kazası oranın %56 oranında azalması bunun en iyi göstergelerindendir [10]. Bu göstergelere rağmen dünyadaki gelişmiş ülkeler ile ülkemiz karşılaştırıldığında mevcut durumun çokta iyi olmadığı açık bir şekilde görülmektedir. Bu durumu düzeltmek için sadece devletin ilgili kurumlarına değil, işverenlere, çalışanlara, çalışan sendikaları gibi kurumlara da büyük görevler düşmektedir. Kısaca iş sağlığı ve güvenliğine bakışın toplumsal değişim sürecine girmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin iş sağlığı ve güvenliği süreçleri izlendiğinde bu değişimin uzun bir zaman alacağı da gözlemlenmektedir.  Şu andaki sürecin en pozitif tarafı ise, yıllardır önemsenmeyen iş sağlığı ve güvenliği konusunda geri dönüşü olmayan ilk adımı atmamızdır.
Bu çalışmada ise, bakım ve klima işinde karşılaşılan tehlike ve riskler alınmış ve çalışma sonunda bu tehlike ve risklerin ortadan kaldırılması ve azaltılması için;
 
1. Firmalar ciddi iş sağlığı ve güvenliği denetimlere tabi tutulması
2. Firmaların iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yatırım yapmaları desteklenmesi
3. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliğine uygun olarak çalışmaları için eğitim verilmesi ve gerekli koruyucu ekipmanlar ile çalıştırılması sağlanması
4. Sektöre yönelik risk analiz rehberlerinin hazırlanması,
gibi konuların bir önce üzerine gidilmesi gerektiğine kanaat getirilmiş, alınacak bu önlem ile ilk etapta risklerin ciddi şekilde azaltılabileceği tespit edilmiştir. 

5. Kaynaklar

[1] ÇSGB, ‘6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu’ el kitapçığı
[2] H. Ceylan, “Türkiye’deki iş kazalarının genel görünümü ve gelişmiş ülkelerle kıyaslanması”, KU.
     IJARED.(Basımda)
[3] İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
[4] Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği
[5] Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği
[6] Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik
[7] İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği
[8] Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği
[9] 2709 Sayılı Kanun, 1982, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
[10] SGK 2012 yılı iş kazaları istatistik raporu
 
*Bu makale; 2. Ulusal İklimlendirme Soğutma Eğitimi Sempozyumu ve Sergisi’nde (23-25 Ekim 2014 Balıkesir) bildiri olarak sunulmuştur.

EKLER

















Etiketler