Slider Altına

Mesleki Eğitim Projeleri Derneği MEP-DER Kuruldu

05 Temmuz 2010 Dergi: Mayıs-Haziran 2010

Dördüncü kuşak "tesisatçı", İstanbul Doğalgaz, Sıhhi Tesisat, Kalorifer Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nda Mesleki Eğitim Proje Sorumlusu olarak görev almış, başkan vekilliği ve başkanlık görevlerinde de bulunmuş olanHasan Yayla, Mesleki Eğitim Projeleri Derneği MED-DER'i kurdu. Kurucu üyelerinin arasında Mustafa Zor, Akın Arslan, İbrahim Kaya ve Tuncay Karakaş gibi eğitimcilerin de bulunduğu MEP-DER'in amacı; başta meslek lisesi öğrencileri olmak üzere tesisat alanında görev yapan tüm teknik personel için gerekli olan her türlü bilgi, belge ve yayınları temin etmek, zengin bir dökümantasyon merkezi oluşturmak, mesleki gelişime katkı sağlayacak yayınlar yapmak, seminer, panel, konferans ve sergi gibi organizasyonları gerçekleştirmek, kurslar açmak, eğitimle ilgili ihalelere girerek eğitim organizasyonları ve eğitim projelerini hayata geçirmek, eğitime doğrudan veya dolaylı katkı koyabilecek diğer sosyal, kültürel, sportif aktiviteler düzenlemek..

MEP-DER hakkında, derneğin Kurucu Başkanı Hasan Yayla, şunları söylüyor: "MEP-DER"in vizyonunu en iyi özetleyen şey, MEP-DER'in amblemidir. Amblemimizde, çok yakın bir işbirliği içinde oluşu simgeleyen üç odak noktası yer alıyor. Yakın işbirliğini vurgulayan üçlemenin bir ayağı meslek eğitimini veren okullarımız, bir ayağı sivil inisiyatifler ve üçüncü ayağı da iyi bir teknik eğitim kalitesine birincil derecede ihtiyaç duyan sektörümüzdür. MEP-DER işte bu noktada, sektör ve meslek eğitim kurumları ile birlikte "toplam kalite"nin yükselmesine katkı koyacak bir sinerji yaratmayı hedefliyor. Kalite, bütünleşik bir olgudur. Sektörümüze ne kadar nitelikli iş gücü, nitelikli teknik ara eleman katılırsa, nihai hedefimiz olması gereken toplum kalitesinin yükselmesine de o denli katkıda bulunmuş oluruz. MEP-DER olarak, üstlendiğimiz misyon gereği, yapılması zorunlu olan mesleki eğitime destek verecek, bu doğrultuda sektöründe aktif olarak içinde yer alacağı projeler üreteceğiz. Projelerimiz, sektörümüzdeki tüm firmalara açık olacak. Yeni gelişen teknolojileri tanımak, bu mesleği icra edecek kardeşlerimizin eğitiminin bir parçasıdır. Teknik bilgi ve uygulama becerilerini geliştirmenin yanı sıra meslek lisesinde eğitim alan gençlerimizin, mezuniyetleri sonrasında iş bulmaları için de destek olabilmeyi hedefliyoruz. Ben ve bu yola baş koyan arkadaşlarım, kurucularımız, yıllarca bu alanda çalışarak hayatımızı kazandık, şimdi aldıklarımız karşısında vermenin, sektörümüze bir teşekkürün zamanı olduğunu düşünüyorum.

Her şeyi devletten beklemeden, çözümün parçası olmak lazım

Kalkınmakta olan pek çok ülkede, hele bizim gibi kayda değer büyüme hızı kaydeden bir ülkede pek çok konuda, özellikle nitelikli eleman konusunda ciddi sıkıntılar olabiliyor. Devlet okullarında bile pek çok olanak, vatandaşların, kurumsal-sosyal sorumluluk sahibi şirketlerin, derneklerin katkıları ile sağlanabiliyor. Tabii ki her şeyi devletten beklememek lazım. Firmalar, milli servetin heba olmasını istemiyor, kendi işlerinin de standardize edebildikleri bir kalite anlayışı ile sürdürülebilir olmasını istiyorlarsa, taşın altına ellerini koymalılar.

Eğitim, sadece teknik bilgi ve becerileri kapsamaz

Tekniker ve teknisyenlerimiz, bu alanda faaliyet gösteren teknik elemanlarımız işlerini yaparken, sadece cihazlarla değil, insanlarla temas ediyor, iletişim kuruyor. Tesisat sistemlerini kurarken veya servis hizmeti verirken insanların özel hayatlarına şahit oluyor, yatak odalarına, banyolarına, mutfaklarına giriyor. Dolayısıyla alacakları eğitimlerden, sosyal ve kültürel açıdan da kazanımları olması gerekiyor. Ev sahibine "abla, teyze, yenge" yerine "hanımefendi" veya "amca, dayı, abi" yerine "beyefendi" demek, toplam kalitenin bir parçasıdır. Bu işi yapacak meslek mensuplarının her şeyden önce sağlam bir ahlak sahibi olmaları gerekiyor.

Gençler, emek verecekleri eğitim süreçlerinin sonunda iyi bir gelecek bulunduğuna güvenmek istiyor

Büyükbabam Dolmabahçe Sarayı inşaatının tesisatını kurmak için, Rum-Ermeni ustalarla birlikte görev almış. Ben, bu meslekte ailemin dördüncü kuşağını temsil ediyorum. Benim çocuklarım, bu alanda eğitim alıyor. Sahibi olduğum Yayla Mühendislik, babadan evlada aktarılan bir emanet gibi.. Bu, çocuklar için bir örnek teşkil ediyor, çocuklara güven veriyor. Gelecek endişesi, bir mesleğin en iyi seviyede mensubu olabilmek için gereken çabanın gösterilmesini engelliyor. Her şeyden önce gençlerimize güven verebilmeliyiz. Sektörün meslek liseleri ile daha yakın ilişkilerde bulunması, bu güveni güçlendirecektir. Gençler, eğitimin yaşam boyu sürdürülebilir olması gereğine de ikna edilmeli. Yaptığımız iş ne olursa olsun, "en iyi şekilde" yapmayı hedeflemenin, mesleki yetkinliklerin mutlaka belgelendirilmesinin önemini gençlerimize anlatmalıyız.

Biz bu projeyi rüzgara, ustalarımızı ve öğrenci kardeşlerimizi, okullarımızı ve değerli hocalarımızı da rüzgarı enerjiye dönüştüren ve her biri ışık saçan dinamoya benzetiyoruz. MEP-DER olarak sonsuza kadar ülkemizin esen rüzgarı olacağız ve saçılan ışıkları gördükçe daha çok eseceğiz.

 

 

 

 

 


Etiketler


Yaklaşan Etkinlikler
Video İçerik
Söyleşi