Söyleşi: Uzman Teknik Öğretmen Fevzi Balkan

27 Mart 2022 Dergi: Mart-Nisan 2022
İzmir Konak Çınarlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme Alanı Uzman Teknik Öğretmen Fevzi Balkan:

Sektörümüzün sağladığı destekler ve bu desteklerin sürdürülebilirliği nitelikli eğitim ve nitelikli eleman için çok önemli


Meslek liseleri, ülkemizin kanayan yarası. Nitelikli teknik insan yetiştirmek üzere eğitim vermeyi amaçlayan okullarımız, teknolojik gelişmeleri, sektör ihtiyaçlarıyla uyumu yakalayamadığı için amacından maalesef epeyce uzakta... Kime sorsanız, “meslek llisesi memleket meselesi” der ama bu konuda elini taşın altına koyabilen, idealist insan sayısı ne yazık ki çok az. Dergimizin bu sayısında, o idealist azınlıktan biri ile, İzmir Konak Çınarlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme Alanı Uzman Teknik Öğretmen Fevzi Balkan ile meslek liselerinin dünü, bugünü ve geleceğini etraflıca konuştuk. Keyifli okumalar dileriz…


Dünden bugüne meslek liseleri…

Mesleki eğitimin geçmişten günümüze süreci yokuş aşağı giden bir kamyon gibi maalesef… Benim 25 yıllık mesleki hayatım içinde neredeyse birkaç yılda bir değişen çok sayıda farklı model gördük. En son uygulanan modelde ise bir eskiye dönüşten söz etmek mümkün. Mesleki eğitim, Osmanlı İmparatorluğu’nun ahliik kültüründen günümüze uzanmaktadır.

Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde büyük önem verilen ve dünyada örnek alınan Köy Enstitüleri gibi sistemlerimiz de vardı. Köy enstitüleri “yaşayarak ve yaparak” öğrenme modelini benimsiyor; hem mesleki hem kültürel olarak gelişim sağlıyordu. Sonuçta nitelikli insan kaynakarı için öğretmen olacak öğrenciler yetiştiriliyordu. Öğretmenler, öğrenim hayatları esnasında meslek ediniyor, gelişiyordu. Mesleki eğitimin  öğretmen kaynakları, teknik öğretmen yetiştiren okullar ile sağlanıyordu. Ancak günümüzde mühendislik fakültelerinden öğretmen alımı başladığı için uygulama tecrübesinin düştüğü görülüyor. Geçmişte uygulanan bazı modellerden örneklersek biz 1988’li yıllarda Almanya’da uygulanan mesleki eğitim modeline geçtik. Daha sonra meslek lisesi öğrencilerinin sektör içinde staj yaparak beceri kazanmalarını sağlayacak bir model geliştirildi. Bu kez de öğrencilerin okul ile bağlantıları kopmaya başladı. Sonra bu model, üç gün staj, iki gün okul olarak revize edildi. Günümüze kadar da bu model ile gelindi. Bu sistemin artıları da eksileri de var…

“Hiçbir şey bilmiyorsun, bari meslek lisesine git” algısını yıkmak istiyoruz

1980 yıllarda meslek liselerine sınavla öğrenci alınıyordu. Sınavda belli bir yeterlilik gösteremeyen öğrenciler, mesleki ve teknik liselere alınmıyordu. Yetenekli, bilişsel becerileri ve matematik bilgisi olan öğrenciler seçiliyordu. Ama sonra, 1989-90 yıllarında sanıyorum, sınav sistemi kaldırıldı. Model terk edildikten sonra bir de katsayı krizi çıktı ve artık meslek liseleri ile ilgili algı tamamen değişti. Doktor, mühendis ve profosörler çıkaran mesleki eğitim yerine “Hiçbir şey bilmiyor, yapamıyorsun; bari meslek lisesine git” algısı yerleşti. Gelen öğrenci profili de özgüveni yıkılmış, öğrenmeye isteksiz bir öğrenci profili maalesef... Bizim isteğimiz bu değil. Biz bir tek gencimizi kaybetmek istemiyoruz. Tüm gençlerimizi üretime kazandırmak zorundayız.

Öğrenciler, % 45’lere varan oranda kendi alanında tercih yapmıyor

Ülkemizde uygulanan mesleki eğitim modeli; çocukların kabiliyetlerini tespit etmeden, tercihleri, istekleri gözetilmeden uygulanan bir model. Bu konuda nitelikli rehberlik çalışmalarına ihtiyaç vardır. 12-13 yıl öncesinde MEGEP modüler eğitim projesi çıktı. Böylece herkesin tercihlerine göre modül modül kişinin kendisi geliştirmesi hedeflendi. Ama sistem eski model sınıf geçme sisteminde kaldı; dolayısıyla istendiği gibi işlemedi. İstemeden de olsa bu kez öğrenciler atölyelerden uzaklaşıp sınıflara dolduruldu. Çocuklarımız bir akıllı tahtanın karşısına oturtuldu, orada sanal bir öğrenme becerisi kazandırılmaya uğraşıldı. Tabiri caizse; camın arkasından dondurma yalatarak tadına varması istendi. Bu durum, öğretmenlerimizi de atöyeden uzaklaştırdı. Sonuçta mezunlar eğitim aldıkları sektörde istihdam edilemez, mesleklerini sevmez hale geldi. Bugün öğrenciler, % 45 oranında kendi alanında çalışmayı tercih etmiyor. Gidip farklı alanlarda çalışmayı; kurye, garson, tezgahtar olmayı tercih ediyorlar. Bunda tabii ki sektörde ki maaş politikaları ve ekonomilk etkenler de söz konusu. Mesleki eğitim, pahalı bir eğitim. Burada verilen eğitim sonucunda hedeflenen; yetişen donanımlı elemanlar ile sektör buluşmasını sağlamaktır ama bu gerçekleşemiyor.

İşletmeler çıraklık eğitimi için aldıkları öğrencileri ‘bedava iş gücü’ olarak görebiliyor

Yakın zamanda bir resesyon söz konusu oldu. Sektörel teşvikler var. Sektörü biraz daha meslek liselerinin içine dahil etmeyi deniyorlar. Sanayi kuruluşları, çıraklık eğitimi öğrencilerini tercih etmeye yönlendirildi. Öğrenciler haftanın 4 günü işletmeye, 1 gün okula gidiyor. Temel dersleri alıyorlar. Amaç teorik bilgiden daha çok öğrencilerin mesleki beceri ve bilişsel gelişimi ile oryantasyonunun sağlanması. Devlet sigortalarını yapıyor ve asgari ücretin üçte biri oranında bir teşvik veriyor. Geçmişte yoktu, bu sene başlayan sistem böyle. 5 yıl boyunca teşvikler devam edecek. Model deneniyor ama teşvik bittiğinde bu işletmeler, yanlarında eğitim alan çocuklarımızı eleman olarak alırlar mı, o kısım belirsiz. Bu çocukları bedava insan kaynağı gibi görebiliyor işletmeler maalesef. Hatta geçen gün bana da bir talep geldi “15 çırak gönderir misiniz? Onlar gelirse ben şirketteki beş işçimi işten çıkaracağım” diye. Ben de “Siz insan kaynağına katkı sunmak için değil, insan kullanmak için çocukları istiyorsunuz!” diye reddettim.

Büyükşehirlerde pek sıkıntı yok ama üretimin daha zayıf olduğu bölgelerde büyük sorunlar var. İşletme bulamıyorlar. Öğrencilerin 4 gün işletmeye gitmeleri, onları öğrencilikten uzaklaştırıyor. Sektör tarafında da teşvikleri farklı anlamda kullanan bir sektörle karşı karşıya kalmak maalesef bizleri üzmekte. Haberdar olma konusunda sektörle bağlantımızın zayıf olduğunu fark ettik ve bunu kırmak için sosyal medyayı daha aktif kullanmaya başladık. Bir de sektör derneklerimizle iletişimimizi kuvvetlendirdik. Webinarlar düzenleyerek sektörümüze ve öğrencillerimize ulaşmaya çalışıyoruz.

“Nitelikli Öğrenci için Nitelikli Öğretmen”

Başka bir misyon daha yüklendik: “Nitelikli öğrenci için nitelikli öğretmen”. Bunun için bir stratejik planlama yürütüyoruz. Bu konuda gönüllü çalışıyoruz diyebilirim çünkü maddi anlamda gelir elde etmediğimiz gibi giderlerimiz oluyor; onları da bizler karşılıyoruz. Bu ayki bir eğitimde 6-7 bin TL tutarında kendi cebimizden masraf yaptık. Ama bu misyonu yükleniyorsanız böyle bedellere de katlanmanız gerekiyor. Sektör içi eğitimler veriyoruz. Bu eğitimler daha önce de veriliyordu ama sektörün ihtiyaçları ile tam anlamıyla örtüşmüyordu. Bu konuda AB ile bir proje geliştirdik: “Gaz Yakıcı Cihaz Teknik Eğitimleri”. Yaklaşık olarak 280 bin euro bütçe sağlandı. Öğretmenlerimizi İtalya, Almanya, İspanya’da eğitime gönderdik. Sonra giden öğretmenlerimiz, edindikleri bilgileri diğer öğretmenlerimize ve sektöre aktarmaya başladılar. Orada eğitim alan akademisyen arkadaşlarımız halen eğitimlerine devam ediyor. Elbette bu noktada sektörümüzün desteklerine değinmemiz gerekiyor: Bosch Termoteknik, Testo, İmmergas, DemirDöküm-Vaillant, Daikin, GAZMER, GAZBİR,  DOSİDER, ESSİAD ve TESİDER ile sürmekte olan çalışmalarımız var.  Bu yaz ISKAV da bizlere destek veren STK’lar arasında olacak. Sektörümüzün bir aile gibi davranması, nitelikli insan gücümüzü sağlayacak adımları el ele atması için gereken tüm çabayı gösteriyoruz. Sektörümüzün talep ettiği teknik insanın nasıl olması gerektiğini, hangi donanımlara sahip olması gerektiğini netleştiriyoruz.

Laboratuvarımız, Avrupa’da ilk üçe girecek donanıma sahip

İzmir Konak Çınarlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, sektörümüzün destekleri sayesinde Avrupa’da ilk üçe girebilecek muhteşem bir laboratuvara sahip. “Bosch Termoteknik Akademi” diye geçiyor. Bu laboratuvar, bugün üniversitelerimizde bile görmekte güçlük çekilebilecek donanıma sahiptir. Termal kamerasından ısı pompasına, klimadan merkezi iklimlendirme santrallerine kadar her ürüne sahip. Üstelik bu laboratuvar, sadece öğrencilerimize değil tüm sektöre açık. Öğrencilerim haricinde yılda yaklaşık 400-450 kişiye mesleki eğitim veriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Fabrikası bağlantısı ile ESSİAD’ın sürekli eğitim merkezi olarak çalışıyor. Onlar için uygulamalı eğitimler veriyoruz ki bunlar, örnek olan çalışmalardır. Sonra Antalya, Hatay, Muş, İstanbul, Trabzon, Adana, Ankara’da da benzer laboratuvarlar kuruldu. Bosch Termoteknik, DemirDöküm ve Daikin de devam ediyor. Bu sayede öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz güncel teknoloji ile buluşuyor. Biz bu sistemin kişilere bağlı olmasını değil sürdürülebilir olmasını istiyoruz. Sürdürülebilir olabilmesi için Bakanlık bünyesinde çalışmalar sürdürülmektedir.

Zenweld adı altında bir kaynak eğitimi akademimiz var. Sektörümüze onlar sayesinde kaynakçı yetiştiriyoruz. Bu eğitimlerde artırılmış gerçeklik (VR) teknolojisini de kullanıyoruz. Hedefimiz HVAC sektöründe de VR kullanmak. Uzaktan eğitim altyapımızı güçlendirmeyi ve uygulamayı artırmayı hedefliyoruz. Öğretmenlerimizi yüksek lisansa teşvik ediyoruz. Enerji mühendisi ve yüksek lisans eğitimi almış/alan ağırlıklı genç bir eğitimci kadromuz var. Şu anda farklı illerde ve okullarda arkadaşlarımıza liderlik yapmak, bizleri mutlu ediyor.

Sektörümüz nitelikli eğitim görmüş elemanı açıkta bırakmıyor

Öte yandan, biraz daha çağa uygun eğitim verebilmek, sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilmek üzere müfredatlar, kitaplar yenileniyor. Sektörümüzün de bu çalışmalar için katkıları var. Firmalarımız uzaktan eğitim materyallerini erişime açmaya hazırlanıyor. Şu anda İzmir bölgesinde sektörümüzün en az  80-90 nitekili insan kaynağına ihtiyaç var ama sahip olduğumuz kaynak sıfır. Bu hem sevindirici hem düşündürücüdür. Öğrencilerimizin işi, 11. sınıfta hazır. Sektörümüz nitelikli eğitim görmüş elemanı açıkta bırakmıyor. Ama bir maliyeti var bu işin ve hatırı sayılır bir maliyet. Bu maliyeti de yine sektörümüz karşılıyor. Mesela Erbosan Boru, Türkiye’nin farklı bölgeleride çocuklar uygulama yapabilsin diye boru gönderiyor. GFS esnek boru firmasından esnek borular, panolar gönderiyorlar. Bosch Termoteknik firması okullarımıza gaz yakıcı cihaz kombi gönderdi. DOSİDER vesilesiyle kombi setleri gönderildi. DemirDöküm çok sayıda okulumuza kombi gönderdi. ESSİAD, öğrencilerimize önlüklerini hediye etti. Okulların tek bir kombiyi bile alacak bütçesinin olmadığı düşünüldüğünde sektörümüzün sağladığı bu destekler ve elbette bu desteklerin sürdürülebilirliği çok önemli.

Bu sene hizmet içi eğitim konusunda rekor kırdık; yaklaşık 14 tane hizmet içi eğitim yapılacak. Şimdilik İstanbul ve İzmir’de. Fakat asıl hedefimiz bunu Türkiye’nin tamamına yayabilmek: Şırnak’ta, Ağrı’da ve Trabzon’da da eğitim vermeyi düşünüyoruz. Şu anda GAZBİR ve GAZMER’in de AB projesi kapsamında Mükemmeliyet Merkezi kurulması ve tesisat teknolojisi, iklimlendirme ve yenilenebilir enerji alanlarında, sosyal ve ekonomik kalkınmayı destekleyen ve toplumun tüm kesimlerine eşit erişim olanağı sunan, meslek gruplarını istihdama hazırlayan kaliteli ve yenilikleri gözeten bir eğitim sistemi oluşturulması için çalışmaları var.

Kadın teknisyenler için pozitif ayrımcılık yapıyoruz

TESİDER bir misyon yüklenmeye başladı. Daha organize bir şekilde sektörümüze ulaşmak yolunda ciddi çalışmalar yapıyor. İzmir’de Mesleki Eğitim-Gelişim Derneği var. Okullarımızın sektör destekleri ile güncel teknolojiyi yakalamalarıve öğrencilere burs sağlanması ile ilgili çalışıyorlar ağırlıklı olarak. ESSİAD bu konuda ISK sektöründe yetiştirilecek kadın teknislenler için destek veriyor. Daikin ve Bosch’un da kadın teknisyenlerle ilgili teşvik çalışmaları var. Bu konuda pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kız öğrencilerin tamamı burslu olarak okuyor.

Dünyaya eğitim satmayı hedefliyoruz

İyiye gitmek için çalışıyoruz. Bunun için güç lazım, sistemli olmak lazım, güçlerimizi birleştirmek lazım. Geçmişte ve günümüzde “yönetimsel” yaşanan bazı olumsuzluklar oldu, olmaktadır. Ama bunların bizi durdurması mümkün değil. Bu topraklara olan borcumuzu ne yapsak ödeyemiyeceğimizin bilincinde olan bir eğitimci kadrosu ile çalışmaktayız. Eğitimci arkadaşlarımızla birlikte, kendi çabamızla, hayallerimizi gerçekleştirmeye uğraşıyoruz. Bizim gerçeklerimizi hayal edilemeyenlerin bizi durdurmasına da izin vermeyeceğiz. 

Avrupa’da 15  ülkenin okul, sektör eğitim laboratuvarlarını, mesleki eğitim kurumlarındaki eğitim sistemlerini inceledim. Sektörümüzle birlikte de gidip incelemelerde bulunduk.Gördüklerimizin iyilerini alıp kötülerini eledik. Kendimiz için oluşturacağımız modelin en iyileri içermesini istedik. En son İspanya ve İtalya’dan öğretmen misafirlerimiz geldi; eğitim gerçekleştirdik. Kendilerinin “Böyle bir alt yapı bizde yok” dediler. Biz modelimizi geliştirirken mesleki eğitimde dünyaya eğitim satmayı hedefledik. Çünkü o eğitimci kalitesine ve altyapıya sahibiz. İzmir Çınarlı Meslek Teknik Anadolu Lisesi’nin laboratuvarı 1,5 milyon dolara kurulamaz. Böyle bir güç var ve bu güç, tüm sektörümüze açık.



Slider Altına
Söyleşi